Her gün Sultanahmet Meydanı’ndan geçerken gözümüzün çarptığı, fotoğraflarını kanıksadığımız o devasa siluet, aslında sadece tarihi bir tapınak değil; insan evladının doğaya, matematiğe ve zamana karşı giriştiği en büyük meydan okumadır. İstanbul’u sokak sokak keşfeden, önünden geçtiği binaların ruhunu duymak isteyen bir seyahat sever için Ayasofya, sadece “görülmesi gereken bir yer” değil, yaşanması gereken bir deneyimdir. […]
1501 ile 1703 yılları arasında hâkim olan Klasik dönemin örnekleri ağırlıklı olarak İstanbul’da yer alır. Özel mülkiyet kavramının olmamasından dolayı sivil mimari örneklerin olmadığı bu dönemde daha çok dinî yapılar ve kamu yapıları inşa edildi. Klasik dönemin mimarlarının genel yaklaşımı yüksek ve görkemli yapılar inşa etmek yönündeydi. Bu sebepten erken dönemde uygulanmaya başlanan kubbeli ve […]
İçerisi 2 sıra sütunla, ortadaki yüksek yanlardaki daha alçak olan 3 salona ayrılmış, dikdörtgen biçimindeki büyük kiliselere bazilika adı verilmektedir. Bazilika, çeşitli dönem yapılarında karşılaşılan bir plan tipidir. Hristiyanlık öncesi yapılarda dini niteliği olmayan bir toplanma yeri özelliği gösterirken Erken Hristiyan ve Orta Çağ mimarilerinde, yan geçitleri bulunan (yan nef), galerili veya galerisiz […]